Bir gün R ve en iyi arkadaşı M yemek bulmak için şehre doğru gider. Orada R güzel bir kadın olan Julie’yi (Teresa Palmer) görür. Julie’yi once diğer zombilerden sonra da Boney’lerden kurtarmaya karar veren R onu kendi evinde, darmadağın olmuş bir 747 uçağında saklar. Julie korkuyordur. R’nin güvenilir homurdanmaları biraz olsun Julie’yi sakinleştirmiştir. Ama R Julie’yi savunmaya, insan eti yemeyi reddetmeye ve hatta daha düzgün konuşmaya kısacası zombiden çok insan gibi davranmaya başlayınca, Julie R’nin özel biri olduğunu anlar.
Boney’lerle yaşanan birkaç olaydan ve babasının kendisi için arama çalışmaları başlattığını öğrendikten sonra Julie sonsuza kadar saklanamayacağını anlar. Bunun üzerine R’yi arkasında bırakarak evden ayrılır. Julie’yi yeniden görmek için sabırsızlanan R saçlarını tarar, daha dik durmaya çalışır ve şehir muhafızlarını geçene kadar normal bir insan gibi davranır. Eğer insanlara zombilerin değişebileceğini kanıtlarsa, belki Julie ile bir şansı olabilecektir. Ama öfkeli Boney’lerin şehre saldırması ve Julie’nin babasının R ve arkadaşlarını öldürmek istemesi her şeyi değiştirir ve ölülerle canlılar arasında bir savaşa zemin hazırlar.
With much of the world's population now an undead horde, R is a young and oddly introspective zombie. While fighting with and feeding on a human scavenger party, R meets Julie and feels an urge to protect her. What happens next is the beginning of a strangely warm relationship that allows R to begin regaining his humanity. As this change spreads through the local undead population like a virus, Julie and R eventually have to face a larger issue when the very nature of their friendship is challenged. Caught between the paranoid human forces and the ferocious "Bonies", zombies who are a mutual threat, R and Julie must find a way to bridge the differences of each side to fight for a better world no one thought possible.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder